beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...
SON DAKİKA

SADECE DUA EDENLERLE YÜZLEŞELİM

 Tarih: 20-10-2026 14:42:00
Mevlüt YALÇIN

Bizler zamane Müslümanları olarak zamanla dini büyük ölçüde duaya indirdik. Yapmamız gerekenleri yapmadan, değiştirmemiz gerekenleri değiştirmeden, karşı çıkmamız gereken zulümlere karşı sorumluluk üstlenmeden her şeyi Allah'tan beklemeye başladık. Çünkü dua, bizim üzerimize düşen sorumluluğu terk etmemizi değil, o sorumluluğu yerine getirirken Allah'tan yardım istemektir. Ne var ki bizler duayı mücadelenin bir parçası olmaktan çıkarıp mücadelenin yerine koyduk.

KARDEŞLERİM, Bugün Müslümanların üzerinden zulüm eksik olmuyorsa, İslam coğrafyasında acılar nesilden nesile aktarılıyorsa ve mazlumların feryatları karşısında çaresiz kalıyorsak imanımızı sorgulamak zorundayız. Çünkü İslam, yalnızca Allah'a yakaran insanların değil, Allah'ın emirleri doğrultusunda sorumluluk üstlenen, adaleti ayakta tutan, haksızlığa karşı duran ve yeryüzünde iyiliğin hâkim olması için çalışan insanların dinidir.

Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin ve müminler topluluğunun gönüllerine ferahlık versin.” (Tevbe 14) Bu ayetin ortaya koyduğu önemli bir hakikat var: Allah'ın yardımı, insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Allah kullarını iradesiz varlıklar olarak tanımlamaz; onlara sorumluluk yükler ve meşru sınırlar içerisinde harekete geçmelerini ister.

KARDEŞLERİM, Bizler çoğu zaman zulmün sona ermesi için dua ederken zulmü ayakta tutan siyasi ve ekonomik ilişkileri sorgulamaktan uzak durduk. Adalet istedik fakat adaleti savunmanın gerektirdiği bedellerden kaçındık. Böylece dua, bizi harekete geçirmekten çıkarak vicdanımızı rahatlatan bir alışkanlığa dönüştü.

Oysa Kur'an, insanın durumunu değiştirmesini kendi iradesiyle ilişkilendirir: “Şüphesiz Allah, bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez.” (Ra'd 11)

İşin ilginç tarafı, yalnızca dualarımızla sonuç alamadığımızda meseleyi kader olarak yorumlamak kolayımıza geldi. Böylece sorumluluk sahibi bir ümmet olmak yerine, acıları izleyen fakat sonuç değiştiremeyen bir topluluğa dönüştük. İslam, Müslümanlardan yalnızca zulme üzülmelerini değil, zulmü ortadan kaldırmak için adaletli ve meşru bir mücadele yürütmelerini ister. Bu mücadele ilimle, ahlakla, dayanışmayla ve ekonomik sorumlulukla hayat bulur. Dua bütün bunların yerine geçmez; bütün bunlara yön ve anlam kazandırır.

KARDEŞLERİM, Artık şu gerçeği kabul etmeliyiz: Müslümanların yaşadığı büyük kayıpları yalnızca düşmanlarının gücüyle açıklayamayız. Kendi sorumluluklarımızı terk edişimizi ve parçalanmışlığımızı da sorgulamak zorundayız. Allah'ın yüklediği sorumluluklardan kaçıp her şeyi O'ndan beklemek kulluğun gereği değildir.

Mesele duanın azlığı değil, duayla birlikte bulunması gereken iradenin ve sorumluluğun eksikliğidir.

 

 

  Bu yazı 194 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI