Bizim kültürümüzde; Kız çocukları yetiştirilirken çoğunlukla annelerini örnek alırlar. Annesinin davranışlarını, ev düzenini, konuşma tarzını ve ahlaki değerlerini benimserler. Bu yüzden evlenecek erkeklere ‘’Anasına bak kızını al’’ tavsiyesi yapılır. Aslında evleneceğiniz kadının sadece anasına değil, çenesine ve yaşadığı evine iyi bakın. Bunların evlilikle ne alakası var? Diyebilirsiniz.
KARDEŞLERİM, Evi dediğim yalnız eşya düzeni değildir. İç dünyasının düzenidir. Dağınık bir ev bazen dağınık bir ruhun, düzenli bir ev ise huzurlu bir kalbin işareti olabilir. Çünkü insan evvela küçük şeylerde belli olur. Büyük laflar herkeste vardır; asıl insanın ahlakı çorabını nereye koyduğunda anlaşılır. Kızın Annesine bakmak ise güzellik yaşlanınca hırsa mı dönmüş, huysuzluğa mı? Yüz çizgileri merhametle mi derinleşmiş, öfkeyle mi? Bir kadın annesine benzeyebilir; bazen yüzüyle, bazen sesiyle, bazen de kırıldığı yerde verdiği tepkiyle benzer.
KARDEŞLERİM, Bu arada önce biz evlenilecek birimiyiz? Diye kendimizde bir bakalım. Bela gelince kapının eşiğinde duracak mısın, yoksa ilk rüzgarda savrulacak mısın?
Fakirlik, hastalık, borç, dert, kırgınlık geldiğinde o evin direği olabilir misin?
Evlilik birbirinin uykusuna, hastalığına, yaşlanmasına nöbet tutmaktır. Sonra karşındakine bak. Kavga ve gürültü içinde büyümüş bir kalp mi getiriyor sana?
İnsan çocukluğunun sesini kolay susturamaz. Bazıları sevgiyi bağırmadan anlatamaz; bazıları huzuru görünce bile huzursuz olur. Kadın olmanın keyfini yaşayan biriyle mi evleniyorsun, yoksa dünyaya erkek gelmediği için kendine küsmüş biriyle mi? Bu ince bir meseledir. Çünkü kendisiyle barışık olmayan insan, başkasının varlığına da huzur veremez. Dedikoduya seven biriyle mi evleniyorsun? Başkasının kusuruyla beslenen biri, bir gün kendi evinin, ocağının etini de yer. Bugün komşuyu çiğneyen yarın seni de çiğner. Çünkü gıybet, önce dilin değil, kalbin bozulmasıdır. Bir de merhameti var mı? Çocuğa, yaşlıya, hastaya, düşküne nasıl davranıyor?İnsan kendinden güçsüz olana nasıl davranıyorsa, gerçekte odur. Büyük sofralarda takınılan nezaket aldatabilir; ama küçük bir öfke anı insanın bütün terbiyesini ele verir.
KARDEŞLERİM, Son olarak şunu unutmayalım: Evlilik, sadece iki kişinin birbirini beğenmesi değildir. İki soyun, iki evin, iki duanın aynı çatı altında imtihana girmesidir. Onun için eski insanlar “hayırlı kısmet” derdi. “Güzel kısmet, zengin kısmet” demezdi.Çünkü güzellik solar, para azalır, heves geçer, ama huy ve edep ve merhamet kalır.
Bu yüzden evleneceğiniz kişiye bakarken yalnız gözünüzle bakmayın.
Soyu ile beraber haline bakın.
Sözüyle beraber susuşuna bakın.
Gülüşüne değil, öfkesine bakın.
Gençliğine değil, annesinin yaşlanışına bakın.
Ve hepsinden önce aynaya bakalım: Ben bu yuvaya yük mü olurum, yoksa omuz mu?
AKŞEHİR BELEDİYESİ İHALEYE ÇIKAN YERLER